14 : 04 - Gülüç Çayı'nın ıslahı için Erdemir'le görüşülecek   10 : 57 - Yine aynı yol... Yine kaza...   10 : 52 - Muhammet Ali Ateş'in anne acısı...   10 : 48 - Narkotim' den uyuşturucu operasyonu...   10 : 35 - Çakır, başarılı sporcuları ödüllendirdi   10 : 23 - Ereğli Kadın Platformu: "Müftülük yasasına itirazımız var"   15 : 28 - Yılmaz: "Çözüm sınavla değil, eğitim sistemiyle sağlanır"   13 : 16 - Özcan: "Tersanelerin önünün açılması için öncülük edin"   10 : 35 - BEÜ Mühendislik Fakültesi Yatay Geçiş Kontenjanlarına yoğun ilgi   10 : 24 - Başbakan'la samimi görüşme…
 
 
ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR SANAT
SAĞLIK
FOTO GALERİ
DİĞER
Firma Profili | Yayın İlkeleri | İletişim | Sitene Ekle | Arşiv | Rss | MOBİL BÖLÜM
ANA SAYFA  / Eğitim
Eğitim Sen: "Ereğli'de, ‘süper müdür' kavramı yaratıldı"
Eğitim Sen: "Ereğli'de, ‘süper müdür' kavramı yaratıldı"

Kdz. Ereğli Eğitim Sen temsilciliği: "İlçemizde bazı müdürlerin iki farklı okulda görevlendirildiği ve böylece "Süper Müdür" kavramı oluştuğu görülmektedir. Bu durumun her iki okula da fayda sağlamadığı iki okulunda idari anlamda sorun yaşadığı ve yaşayacağı aşikârdır."

Arkadaşına Gönder Yazı boyutunu büyütmek için       
 19 Eylül 2017 11 : 55 

Kdz. Ereğli Eğitim Sen temsilciliği, 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı başlangıcı vesilesiyle Ereğli'de eğitim alanında yaşanan sorun ve sıkıntıları da dile getiren bir değerlendirme açıklaması yaptı.

2017-2018 Eğitim-Öğretim yılının ülke genelinde çözümsüzlüğe itilen sorunlarla başladığı ve bu sorunların bir yansımasının Ereğli'de de görüldüğü belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Eylül ayı içinde yapılan müdür ve müdür yardımcısı atamalarının, okullar başladıktan sonra yapılması eğitim öğretiminde aksamalara neden olmuştur. Birçok okul, müdürü ve müdür yardımcısı görev yerleri belli olmadan yeni eğitim öğretime başlamak zorunda kalmıştır. Ayrıca ilçemizde bazı müdürlerin iki farklı okulda görevlendirildiği ve böylece  "Süper Müdür"  kavramı oluştuğu görülmektedir. Bu durumun her iki okula da fayda sağlamadığı iki okulunda idari anlamda sorun yaşadığı ve yaşayacağı aşikârdır.

İlçemizde bulunan Atatürk Ortaokulu ve Ereğli Lisesinin fiziki durumları belirsizliği devam etmektedir. Atatürk Ortaokulunun güçlendirme projesi çıkmış olmasına rağmen herhangi bir çalışma başlatılmamıştır. Atatürk Ortaokulu öğrencileri geçen yıl olduğu gibi bu eğitim-öğretim yılında da uygun olmayan fiziksel koşullarda eğitime başlamak zorunda kalmıştır. Ereğli Lisesi için alınan yıkım kararı henüz uygulanmamış olup okul ile ilgili durum belirsizliğini korumaktadır.

Eğitimdeki ticarileşme ilçemizdeki okullarında da görülmektedir.  Özellikle bazı okullarda bağış adı altında velilerden yüksek miktarlarda para alınmaktadır. Bazı okulların özel ve ayrıcalıklı bir konuma sokulduğu görülmektedir.  Okullarımız "iyi okul" "kötü okul" olarak ayrıştırılmaktadır. Bazı okullarda sınıf mevcutları 45-50 kişiye çıkarken bazı okullarda sınıf mevcutları çok çok düşük kalmaktadır. Bu durumun temel nedeni kimi okulların popülist idari yaklaşımlar ile okullar, öğrenciler ve veliler arasında ayrım yaratmış olmasıdır.  Asıl mesele tüm öğrencilerimizin daha iyi koşullarda eğitim-öğretime ulaşmasını sağlamaktır. Eğitim ticarileştikçe sorunlar artacaktır.

Okullarımız ders kitabı eksiği, malzeme yetersizliği, uygun olmayan fiziki şartlar ile yeni bir döneme girmiştir. Hazırlanan ders kitaplarında kimi sayfalar yırtılmak zorunda kalınmış olup yeni eğitim-öğretim bu trajikomik olay ile başlamıştır.

YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI AĞIR TEHDİT VE SALDIRILARLA BAŞLIYOR!

2017-2018 eğitim öğretim yılı, başta öğrencilerimiz, öğretmenler, eğitim emekçileri ve veliler olmak üzere, ağır sorunlar ve saldırıların gölgesinde, her zamankinden daha zor koşullarda açılmaktadır. 18 Eylül 2017 tarihi, 18 milyon öğrenci, 900 bini aşkın eğitim emekçisi açısından sadece okulların açılmasını ifade etmemektedir. Bugün, toplumun tamamını ilgilendiren eğitim alanına yönelik çok yönlü saldırı ve tehditlerin yaşandığı, laik bilimsel eğitim anlayışına açıkça meydan okunduğu yeni dönemin ilk günüdür.

Kamuda ve eğitimde siyasi ve idari kararlarla hayata geçirilen hukuksuz ihraçlar, açığa almalar, sendikal faaliyetler nedeniyle yaşanan sürgünler, bilime meydan okuyan yeni müfredat öğrenciler yarış atı gibi sınavdan sınava koşturması, öğretmenlerin mülakat sınavı ile sözleşmeli istihdam edilerek güvencesiz çalışmaya mahkum edilmesi vb sorunlar eğitimin zaten sorunlu olan eğitimin niteliğinin daha da kötüleşmesine neden olmaktadır.

MEB, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirmiş, son olarak yeni müfredat ve TEOG üzerinden yürütülen tartışmalarda görüldüğü gibi, öğrenci ve velilerin kafasını karıştırmak dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek yerine, eğitimde yaşanan kaosu derinleştirecek adımlar atılmaktadır.

Laik bilimsel eğitim düşmanı yeni müfredata karşı yürüttüğümüz mücadeleden rahatsızlık duyanlar, okulların açılmasına sayılı günler kala aldıkları hukuk dışı sürgün kararlarıyla haklı mücadelemizi zayıflatarak, bilim düşmanı eğitim politikalarını daha rahat hayata geçirmeyi hedeflemişlerdir.

MÜFREDAT, İKTİDARIN GÖRÜŞLERİNE UYGUN DÜZENLENİYOR

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, İHL'lerde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı müfredat programı tamamen yenilemiştir. Yeni müfredatın daha önce 1., 5. ve 9. Sınıflardan itibaren uygulanacağı belirtilmiş, ancak daha sonra bütün sınıflarda uygulanacağı açıklanmıştır. Yeni müfredat öğretim programları ve ders kitaplarında doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat dersleri hedef alınarak "ideolojik ayıklama" yapılmış, başta Fen bilimleri olmak üzere bilim derslerinde ünite ve kazanım sayıları azaltılmış, tarih dersleri olmak üzere, pek çok ders iktidarın dünya görüşüne paralel şekilde düzenlenmiştir.

İktidarın siyasi-ideolojik hedeflerine göre hazırlanan, bilimsel inceleme ve değerlendirme olmaksızın, pilot uygulama bile yapılmadan hayata geçirilen yeni müfredatın çocuklarımıza verebileceği hiçbir şey yoktur.

ÖĞRENCİLERİMİZ SINAV CENDERESİNDEN KURTARILMALIDIR

İlköğretimden başlayarak üniversiteye kadar, sürekli olarak yapılan sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması nasıl mümkün değildir. Eğitim sistemimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi eğitmemekte, sadece yapılacak olan sınavlara hazırlamaktadır. Tamamen sınavlara endeksli bir eğitim sisteminde TEOG'u kaldırılıp, yerine başka bir sınav getirmeye çalışmak, iktidarın eğitimdeki başarısızlığının kanıtıdır.

İlköğretimden itibaren üniversiteye kadar yapılan sınavlarda çocuklarımız ve gençlerimiz resmen yarıştırılmakta, birbirleriyle rekabet etmeleri istenmektedir. Kapitalizmin dayattığı "piyasacı eğitim" anlayışının tipik bir örneği olan bu anlayış derhal terk edilmeli, öğrencileri birbiri ile rekabet eden değil, onları geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.

TEOG'UN KALDIRILMASI SORUNU ÇÖZMEZ

Sınavlar yoluyla yapılan eleme ve yönlendirmeler, zaten eşit olmayan bir eğitim sistemi içinde yeni eşitsizlikler ve adaletsizlikler yaratmaktadır. TEOG'un kaldırılarak yerine başka bir sınavın gelmesi eğitimde yaşanan kaosu derinleştirmekten başka bir sonuç vermeyecektir. Öncelikli olarak yapılması gereken, sınavların adını değiştirerek toplumu kandırmak değil, öğrencilerimizi sınav cenderesinden kurtarmak olmalıdır.

EĞİTİMDE DİNSELLEŞME VE TİCARİLEŞME ARTARAK SÜRMEKTEDİR

Eğitim politikalarının belirlenmesi, oluşturulması ve uygulanması sürecinde Diyanetin, dini vakıf ve cemaatlerin belirleyiciliği ve etkinliği son yıllarda belirgin bir şekilde artmıştır. Yaşananlardan gerekli dersler alınmamış olacak ki, devlet içinde dini cemaatler merkezli yeni oluşumlara zemin hazırlanmaktadır. MEB'in merkezi olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, yerellerde ise İl müftülükleri başta olmak üzere, büyük çoğunluğu dini cemaatlerin uzantısı olan kimi vakıf ve derneklerle çeşitli konu başlıkları altında imzalanan işbirliği protokolleriyle eğitim sistemi tarihte hiç olmadığı kadar büyük bir kuşatma ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Türkiye'de eğitim sistemi, iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda, çeşitli cemaat ve tarikatlarla işbirliği halinde biçimlendirilmektedir. Eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle daha da belirginleşen bu süreç, eğitim biliminin en temel ilkelerine, laik-bilimsel eğitim anlayışına meydan okurcasına hayata geçirilirken, eğitimde hızla artan dinselleşme uygulamaları eğitim sistemini büyük bir çöküşün eşiğine getirmiş durumdadır.

Türkiye'de okulların fiziki donanım ve altyapı sorunları sürerken fiziki altyapı sorunları en az olan,  teknik olarak en donanımlı okulların imam hatibe dönüştürülmesi, siyasi iktidarın kamu okulları arasında siyasi tercihleri üzerinden resmen ayrımcılık yaptığını göstermiştir. AKP hükümetinin imam hatip aşkını yıllar içinde imam hatip ortaokulları ve liselerinin sayısındaki hızlı artışta görmek mümkündür.

4+4+4 öncesinde imam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, 2016/'17 eğitim öğretim yılı sonu itibariyle 7 kat artarak 651 bin 954 olmuştur. Açıköğretim imam hatip lisesinde okuyan 138 bin 802 öğrenciyle birlikte, İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrenci sayısı 784 bin 120'dir. Türkiye'de imam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı Milli Eğitim Bakanlığı'nın üstün gayretleri ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 1 milyon 436 bin 74'e çıkmıştır. İhtiyacın çok üzerinde imam hatip okulu açılması ne eğitimin niteliğini yükseltmiş, ne de öğrencilerin başarısını arttırmıştır. MEB'in enerjisinin büyük bölümünü eğitimin dinselleşmesine ayırması nedeniyle Türkiye, OECD ülkeleri içinde eğitimin niteliğinde son sıralardadır.

Eğitimde yaşanan dinselleşmeye paralel olarak, özellikle 4+4+4 sonrasında ticarileşme uygulamaları katlanarak artmıış, kısa süre içinde özel okulların resmi okullara oranı yüzde 20'lere dayanmıştır. Eğitimde 4+4+4 sonrasında devlete ait ilkokul sayısı yaklaşık 4 bin, devlet okullarına giden öğrenci sayısı ilkokulda 668 bin, ortaokulda 336 bin azalmıştır. Sadece son bir yıl içinde 1.177 gibi rekor sayıda yeni özel okul açılmış ve MEB'in bu durumu "övünç kaynağı" olarak görmesi, kamusal eğitimin iktidar eliyle nasıl tasfiye edildiğini açıkça göstermektedir. Zorunlu-seçmeli din dersleri, aşırı kalabalık sınıflar, öğretmen yetersizliği, fiziki koşullar gibi pek çok neden birçok velinin özel okullara yönelmesini beraberinde getirmiş, devlet okullarında eğitim bizzat MEB eliyle çökertilme noktasına getirilmiştir.

AKP iktidarında eğitimde yaşanan dinselleştirme uygulamalarının da doğrudan etkisiyle özel okul sayısı 10 kat, özel okula giden öğrenci sayısının 12 kat artmış olması tesadüf değildir. Zorunlu-seçmeli din dersleri, aşırı kalabalık sınıflar, öğretmen yetersizliği, fiziki koşullar gibi pek çok neden velilerin ekonomik koşullarını zorlayarak özel okullara yönelmesini beraberinde getirmiştir.

EĞİTİM HAKKI VE EĞİTİME ERİŞİMDE SORUNLAR SÜRÜYOR

Türkiye'de eğitim sistemi uzun süredir ciddi anlamda alarm verirken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları ısrarla sürdürülmektedir. Eğitimde önde gelen sorunların çözülememesinin temelinde, eğitimin herkesin eşit koşularda yararlanması gereken temel bir insan hakkı olarak görülmemesi gelmektedir.

Çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanması için hiçbir somut adım atılmazken, çocuk yaşta evlenmeyi özendiren düzenlemeler, çocuk işçiler sorununun sürmesi, okullarda, cemaat yurtlarında ve kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet vakalarının artışını eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirmek mümkün değildir.

Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar; eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanamamaktadır. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştirdiği temel sorunlar olarak eğitim sisteminin öncelikli gündem maddesi olmayı sürdürmektedir.

Eğitim biliminin temel ilkelerinden birisi olan anadilinde eğitim hakkının yıllardır bilinçli olarak resmi dil ile karşı karşıya getirerek baskılanması ve yasakçı bir tutumla reddedilmesinin acısını tek kelime Türkçe bilmeden okula başlayan çocuklarımız ve öğretmenleri çekmektedir. Okula yeni başlayan çocuklar açısından ekmek gibi, su gibi zorunlu ve temel bir ihtiyaç olan anadilinde eğitim sorununun kalıcı olarak çözülmesi hem anadili Türkçe olmayan çocuklarımızı hem de eğitim sistemini rahatlatacaktır. Yapılması gereken bilime ve insanlığın gelişimine açıkça meydan okumak anlamına gelen anadilinde eğitim yasağının kaldırılması ve herkesin eşit koşullarda eğitim alması için gerekli somut adımların hayata geçirilmesidir.

LAİK, BİLİMSEL, ANADİLİNDE EĞİTİM İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM!

Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan ve katlanarak artan sorunlar, MEB'in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığını açıkça göstermektedir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları okullarımızı eğitim yuvası olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminin çocuklarımıza, öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. Eğitim Sen olarak ülkenin ve çocuklarının geleceğinden endişen eden herkesi kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için birlikte mücadeleye çağırıyor, iktidarın eğitim alanındaki dayatmalarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz."


Haberi Paylaş
Haber :
Bu Haber 973 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :

YORUMUNUZ
YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Diğer Başlıklar
 Bu Kategori ile ilgili diğer Başlıklardan
 17-10-2017 | 15 : 28 50  Yılmaz: "Çözüm sınavla değil, eğitim sistemiyle sağlanır"  (72)
 17-10-2017 | 10 : 35 12  BEÜ Mühendislik Fakültesi Yatay Geçiş Kontenjanlarına yoğun ilgi  (84)
 17-10-2017 | 09 : 43 45  Rehber öğretmenler, "Yaratıcı Drama Eğitimi" aldı  (170)
 13-10-2017 | 09 : 23 36  Madenoğlu: "Ansızın gelebilirz"  (215)
 07-10-2017 | 12 : 23 25  Akbaş: "Eğitimle ilgili her şey, herkes belirsizlik içinde"  (569)
 03-10-2017 | 15 : 57 56  TGEV'in, "Ateş Böceği" Ereğli'de"  (214)
 02-10-2017 | 10 : 35 56  BEÜ Teknopark, kuruldu  (201)
 27-09-2017 | 13 : 23 12  Eğıtim-Sen: "Asıl sorun, ‘ben yaptım oldu' tavrıdır"  (137)
 27-09-2017 | 11 : 11 20  BEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu akredite edildi  (123)
 26-09-2017 | 11 : 15 41  Eğitim Sen: "Herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalı"  (421)
 21-09-2017 | 11 : 14 19  Babal: "Bazı okullara müdür atanamadı"  (293)
 21-09-2017 | 11 : 01 49  Öztürk: "Yeni yönetmelik yeni mağduriyetler yaratmamalı"  (304)
 19-09-2017 | 11 : 55 40  Eğitim Sen: "Ereğli'de, ‘süper müdür' kavramı yaratıldı"  (973)
 19-09-2017 | 09 : 30 13  BEÜ, 2017-2018 akademik yılına başladı  (147)
 17-09-2017 | 13 : 20 42  Yılmaz: "Üyesine sahip çıkmayan sendikacılığı anlayabilmiş değiliz"  (190)
 17-09-2017 | 11 : 35 45  Eğitim Sen: "Eğitim ticarileşti, özelleşti, dinselleşti"  (338)
 14-09-2017 | 14 : 42 57  Kaymakamlıktan, YGS-LYS sınavları için kurs desteği  (317)
 08-09-2017 | 13 : 48 07  Madenoğlu: "Maaş alıyorsan, görevini yapacaksın"  (306)
 07-09-2017 | 12 : 15 31  Savcılık "FETÖ ile irtibatı yoktur" dedi, iadesini istedi...  (237)
 05-09-2017 | 10 : 20 37  Tosun: "İkili öğretimin sonuna geldik"  (213)
 15-08-2017 | 13 : 37 19  Topaloğlu, "Öğrencileri müşteri gibi görmeyin"  (303)
 10-08-2017 | 09 : 52 42  Okul için 1 milyon 300 bin TL ödenek…  (499)
 03-08-2017 | 10 : 08 41  BEÜ'de yeni derslikler ve ofisler binası hizmete giriyor  (291)
 22-07-2017 | 09 : 57 39  Tercih Fuarında, BEÜ'ye yoğun ilgi  (552)
 20-07-2017 | 12 : 12 39  BEÜ, dünyaya podolog yetiştirecek  (579)
Köşe Yazarları
İzzet Aslanbay
FİRARİ BOĞA VE BOĞAÇHAN
Hülya ÇOKER
KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ
Muhittin GÜRLEK
BARIŞ İSTEMEK, İNSAN OLABİLMEKTİR

ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN BU HAFTA BU AY

YORUMLAR
» Madenoğlu: "Varagel, turizme kazandırılmalı"
» Değerler eğitiminde aşure tattılar
» Ereğlili yoga severleri, Kastamonu'ya davet etti
» Baktır: "6 bin işçiyle, 4 milyon ton çelik üretiyoruz"
» FETÖ'den el konulan maden ocakları yeniden ihaleye çıkacak
» Mezarlıkta dans tartışmasının yankıları sürüyor
» "Yeni müfredat bahane, Atatürk'ü ve bilimi silmek şahane"
» Çaturoğlu'ndan iki müjde
» Ataş: "Millet bunun hesabını tabii ki soracaktır"
» Kepez-Kışla yolunda çile bitiyor mu?
 

KATEGORİLER

DEMOKRAT

Sosyal ağlarda Demokrat'ı takip et
Copyright ©Demokrat Keleşler Medya Grup | Tel: 0(372) 322 15 00 - Faks: 0(372) 322 15 04
Hay&NS web katalogları