ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

´´Evet, ben şovcuyum…´´

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Karadeniz Ereğli Belediye Meclisi´nin Ekim ayı 2. oturumunu
büyük bir beğeniyle izledik.

"Beğeni" kelimesini çok bilinçli kullanıyorum.

Çünkü ortada resmi bir meclis toplantısı değil, mükemmel bir
şov ustasının, Dümbüllü İsmail´e taş çıkartacak derecede duayen bir
tuluatçının, tiyatrosu vardı.


Bu benim iddiam değil. Ereğli Belediye Başkanı Halil

Posbıyık henüz bir hafta önce Cehenemağzı Mağaraları´nda düzenlenen bir

programda nasıl usta bir şovcu olduğunu bizzat şu cümlelerle açıkladı.




normal">"Evet ben şovcuyum, şovun en iyisin yaparım. Şovcu olmasam başarılı


olamam. Yaptığın işi duyuracaksın çevreye. Kapalı gruplarda konuşarak başarını


duyuramazsın. Ortalığa duyurmak için reklamını, ortamları hazırlamak lazım."

Hakkını yiyemeyiz, 3 Ekim Perşembe günü Belediye Meclis
toplantısındaki sahnesi tam da Başkan Posbıyık´ın dediği gibi on numara bir
sahneydi.

Tam bir şov adamı gibi dile, laf oyunlarına hakim, yeri
gelince argodan, hafif küfüre kadar dağarcığındaki kelimeleri yerli yerinde
kullanıyor.

Ama asıl hüneri oynadığı rolün duygusunu vermekte…

Rolüne göre gerektiğinde tüm dünyaya meydan okuyan bir süper
kahraman, yerine göre haksızlığa uğramış bir gariban, duruma göre yaşanan
haksızlıklar karşısında gözü yaşaran bir duygu insanı… Bağırıyor, ağlıyor,
duygulanıyor ama en çok da güldürmeyi seviyor.

Kenti inim inim inlettiğini iddia ettiği OYAK yönetimine (ah
şu belediyeye ödenen çevre vergisini bir verseler onları nasıl da Türkiye´yi
temiz tutup yeşili koruyan bir Green Peace üyesi yapacak ama işte…) kendisine
direnme potansiyeli veya siyasi rakip olma ihtimali olan iş adamı ve
siyasetçilere, yine kendi deyimiyle, kendisine "yalakalık" yapmayan
gazetecilere "sizden korkmuyorum ulannn!" diyerek tam bir Tatar Ramazan oluyor.
Erdemir´in vermediği para yüzünden belediyenin hiçbir iş yapamadığını

anlatırken "acıların çocuğu, Küçük Emrah" olup çıkıyor… Eski Belediye
yönetiminin belediyeyi batırıp, borç içinde bıraktığı için belediyenin elindeki
işletmeleri satmak zorunda kalan "Züğürt Ağa´ya" dönüşüyor. Sosyal ve çevresel olaylara tepki veren duyarlı
insanların, "provokatörlüğünü" açığa çıkaran Hafiyesi Mahmut oluyor… Oluyor da
oluyor… O kadar usta bir şovcu ki bunların hepsini bir dakika içinde duygudan duyguya geçerek yapıyor.

Ve tabii bu kadar usta bir şovda alkış eksik olmamalı… CHP
Meclis üyeleri, başkanları sağa sola hakaret yağdırırken, (bunu ben demiyorum,
"yalaka" kelimesini yazarken World programı bile "Argo, kaba söz" diye uyarı veriyor)
köye ilk defa sinema girmiş yeni yetmelerin, Kahpe Bizan´sı dize getiren
Malkoçoğlu´na tezahuratı gibi alkışlıyor coşuyor…

Buraya kadar anlattıklarım işin sanat yönü..

PEKİ BURASI MECLİS Mİ?

Biraz da işin gerçek mecrasına dönelim… Adı üzerinde, Ereğli Belediye Meclisi. Ortada bir toplantı
ve o toplantıya başkanlık eden bir Belediye Başkanı… Tabii ki siyaset gereği ortam gerilebilir. Bazı istenmeyensözler edilebilir. Ama durum bunun çok ötesinde…

"YALAKA"

Başkan Posbıyık, Meclis Başkanı kürsüsünden kendisiyle aynı
doğrultuda düşünmeyen gazetecilere "YALAKA" diyor. Üstelik bu gazetecileri,
kendi partisinin milletvekili Ünal Demirtaş´a yalakalık yapmakla ve ondan
nemalanmakla da yaftalıyor. Bu konuda söz her alakasız konuya tepki gösteren
Ereğli Gazeteciler Derneği´nin saygın yöneticilerine düşer, ama demek ki
yoğunluktan fark edemediler. Halil Başkanım şimdi, "İzzet ben sana demedim sen
neden üzerine aldın" diyecektir. Zaten mesele de bu. Bireysel bir itham olsa
yutar geçerdik. Ama Sayın Başkan bu lafıyla insanların mesleğini icra etme
şeklini de aşarak,"kendisine itiraz etmemelerini, boyun eğmelerini" istiyor.
Aslında "yalaka" derken de kendisiyle her hangi bir gazeteci arasında kuracağı
ilişkinin tarifini veriyor. Meslektaşlarım adına bu tarife uyan bir gazetecinin bulunmadığını söyleyerek, Halil Bey´e kendi tarzında sesleniyorum… Biz
gazeteciler de senden korkmuyoruz. Hangi ismi takarsan tak, neyle tehdit
edersen et, gördüğümüz ve doğru bildiğimiz gibi yazacağız, yapacağız…

"PROVOKATÖR"

Halil Başkan Meclis kürsüsünden avaz avaz bağırıyor. "Ereğli´nin
çıkarları için benden başka savaşan yok." Sonra dönüyor, Ereğli´deki her
toplumsal soruna gücü oranında müdahale etmek isteyen bir avuç insanı "PROVOKATÖRLÜKLE"
suçluyor. Bu ne perhiz bu ne turşu.

Halil Bey sanırım literatüre de hakim değil. Biz küçüklerimizden
öğrenmekten, büyüklerimizeöğretmekten memnuniyet duyan insanlarız. 

Anlatayım. Ortalığı velveleye verip, insanları harekete geçirip sonra da
ortadan tüymektir PROVOKATÖRLÜK..

O provokatör dedikleriniz, insanları harekete geçirdikleri
her konuda en önde olmayı ahlaki bir prensip edinmiş geleneğin temsilcileridir.

Yoksa sizin ve meclis üyelerinizin yaptığı gibi Erdemir ve
Erdemir Plajı hakkında iki araba laf edip, eylem çağrısı yapıp sonra da yine
provokatör dediklerinizden oluşan insanların vaz geçtim önüne geçmeyi, arkasında bile durmayıp, ortalıkta görünmemenin adını varın siz koyun.

DEMİRTAŞ´IN NERESİ YIRTILDI ANLAYMADIK..

Halil Başkan, meclis kürsüsünde attığı tiratla o kadar
kendinden geçti ki bir ara partisinin milletvekilini kast ederek, kendisinin belediye
başkanlığını önlemek için "bir yerlerini yırttığını" iddia etti. Başkanım biliyor, Malum Oxford filan okumadık. Acaba Ünal Bey, Halil Başkan´ın aday
olmasını engellerken tartıştılar da ceketini filan mı yırttı. Böylesi fiziki bir
temas varsa tabi ki biz o zaman Ünal Beyi esefle kınar, hatta Ereğli çocuğu
olmadığını bile söyleriz.

SONUÇ OLARAK…

Başkanıma akıl vermek bize düşmez… Ancak birkaç hatırlatmayla
bitiriyorum.

Benim kuşağım ve büyüklerim siz Belediye Başkanı değilken de
Ereğliliydik ve o gün yine Ereğli için uğraşıyorduk.

Siz ne mi yapıyordunuz? Siz hani bu son günlerde size
sirayet eden elde avuçta ne varsa satma hastalığını bu ülkenin başına bela eden
Anavatan Partisi´nde bu kentin başına bela olmakla suçladığınız Türk Metal
Sendikası´nı Ereğli´ye sokmak için mesai harcıyordunuz. Başardınız..  O gün göbek attınız. Bu gibi onlarca
pratiğiniz var. Ama bu gün kalkmış bağırıyor ve herksi suçlayabiliyorsunuz. Bu
kadar bağırmak iyi bir şey değil. Birde bir insan sürekli bağırıyorsa ortada
gizlenmesi gereken bir ayıp olur bazen.. Tamam, geçmiş "kusurlarınızı" affettik, ama bunca bağırıp çağırmanın ardından yeni kusurlar dökülürse ortalığa, meclis
kürsüsü değil, belediye hoparlörü bile yetmeyecektir.



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

Ellerin ağır abisi varsa senin de sayın abilerin var…


Ereğli’de kime dokunsan, efkarı birikmiş tiryaki kötümserliğiyle iç geçiriyor… Ne olacak bu Ereğli&... Devamını oku >>

KATİL AMERİKA!/ Türkiye sağının açmazı


“Devleti devlete çatar İt gibi pusuda yatar Kan döktürür silah satar Amerika katil katil”... Devamını oku >>

Küçük Çıkarlar, Büyük Tiranlar


Her bayramda, herkes gibi bir “bayramlaşma protokolü” hazırlarım. Yüz yüze görüşülecekler, tele... Devamını oku >>

İYİ NİYET VE CEHENNEMİN YOLU / Posbıyık, meclis üyeleri ve salgın…


İyi niyet, adı üzerinde iyi bir şeydir. Ama tek başına yeterli değildir. Şartlar, o anki gerçeklik, yol açacağı olası so... Devamını oku >>

PLAJ KOMEDİSİNDE İKİNCİ PERDE /Hak ararken hukukla kafa bulmak


Dün, Eski Erdemir Plajı’na ilişkin kaleme aldığımız, haber/yorum okurlarımızdan ilgi gördü. Ancak bu ilgi sadece ... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

Ellerin ağır abisi varsa senin de sayın abilerin var…
REKTÖR, EREĞLİ KAMPÜSÜ KONUSUNDA FİKRİNİ NİYE SÖYLEMİYOR?
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

6,7688
7,6343
366,95

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

parçalı az bulutlu
parçalı az bulutlu 21o

SON YORUMLAR