ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

“SATILMIŞ GAZETECİ”

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

14 Temmuz Salı akşamı, Ereğli Gazeteciler Derneği Başkanı Necati Günay ile oğlu CHP Karadeniz Ereğli Belediye Meclisi üyesi ve Kent Konseyi Başkanı Gökhan Günay’la aramızda geçen ve sonu darp edilmemle sonuçlanan kimilerine göre istenmeyen, karşımdaki kişilerin gazetecilik ve siyaset algısı nedeniyle bir gün başka birisiyle yaşanması kaçınılmaz gördüğüm ve piyangonun bana çıktığı olayın kişisel, insani, siyasal ve sosyal nedenlerini sosyal medya hesabımda paylaştım. Bunu da son bir açıklama başlığıyla duyurmuştum. Bu yazıya kadar başka da bir açıklama yapmadığım gibi o tartışmayı gazetem Demokrat’a taşımamıştım.

Bunun iki nedeni vardı. Çünkü gerçekleşen olay en azından görünüş itibarıyla “kişiler” arasındaydı ve beni ilgilendiriyordu. İkinci nedeni o süre içerisinde yıllık izindeydim.

Yaşanan olayın asıl can alıcı noktası, kendisine Ereğli Gazeteciler Derneği Başkanlığı gibi temel misyonu gazetecilerin haklarını savunmak olan mesleki bir kimliği zırh yapmış bir zatla diğer bir gazeteci arasında gelişmesidir.

Daha da can alıcı olanı ise meslek örgütü başkanı zırhıyla hayatını idame ettiren zatın, asgari ücretle gazetecilik yapan gazeteciyi, “kendini satmış” gazeteci olarak itham etmesidir.

 İşte bu nedenlerle daha önce sosyal medya hesabımdan yaptığım açıklamaların dışında bir gazeteci olarak, haklarımızı savunmakla yükümlü dernek başkanına kendi mecramızdan, gazetemizden gazeteci İzzet Aslanbay olarak cevap vermeyi önemli görüyorum.

Hoş ismi geçen zatı muhterem olay sonrası arabulucuyla yaptığı açıklamada, “satılmış” kelimesini şaka olsun diye söylediğini belirterek başkalarına hakaret etmeyi iltifatla karıştıracak kadar gayet ciddi “şakalar” yapabildiğini göstermiş, sosyal medyada yaptığı açıklamada da kendisinin başlatıp, oğlunun yumruklamasına dönüşen saldırganlığı da “Meslektaşlar arasında zaman zaman tartışmalar yaşanabilir” cümlesiyle temize çekip, abi-kardeş ilişkimizin sürdüğünü beyan ederek, hem meslek içi hem de aile içi ilişkilerden ne anladığını kanıta delil bırakmaksızın ispatlamıştır.

Ne diyelim? Buna da şükür. Ya “abimiz” bizi kardeşten de öte sevseydi, mesleki ilişkimizi de abartsaydı neler olurdu bunu tahmin etmek güç.

KİM KAÇ PARAYA SATILMIŞ?

Bu meslek içi ve aile içi “sevgi” anlayışını bir kenara bırakarak, gelelim şu bizim “satılmışlığımıza”.

Satış terimi doğal olarak ticari bir terim. Bir mal veya hizmetin belirli bir para veya değerinde başka bir malla değişimini içerir. Tüm bu alım satım işleminin döngüsüne de piyasa veya pazar denir.

Tanıma ve kullanılan ifadeye bakacak olursak muhatabımız gazeteci kişiliğimi, doğal olarak gazeteciliği piyasa malı bir ürün olarak görüyor. Kendisini de gazeteciler derneği başkanı olarak tanıttığına göre bu piyasanın baş satıcısı sıfatını kendisine yakıştırıyor sanırım.

Şimdi gelelim piyasa değerimize?

Halen Demokrat Gazetesi’nde asgari ücret karşılığında haber ve köşe yazıyorum. Bunun dışında da (eşimin ücreti hariç) ailemin başka geliri yok.

Asgari ücret de olsa aldığım ücreti hak etmem gerektiğine inanıyorum. Bunun ayıp, günah bir tarafı var mı bilemiyorum?

Meslek derneğimizin değerli başkanının “satılmış” ifadesiyle işaret ettiği gazetemizin sahibinin “siyasi kimliği” ise önce şöyle bir arkasına yaslanmalı.

10 yıldır köşe yazıları yazdığım Demokrat’ın arşivine biz göz atmalı. Altında imzam bulunan tek bir haber veya köşe yazısında tek bir siyasetçiye veya erk sahibine yazılmış övücü bir kelime bulabilecek mi?

Hani insan der ki siyasetçi ayrı siyasetçi patron ayrı? O zaman yine Demokrat arşivlerine ve sosyal medya hesaplarıma biraz göz gezdirmek yeterli. Tabii bunun için okuma alışkanlığı, en önemlisi okuryazar olmak gerekli. Gazetemizin patronajının değişiminin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu süreçte gerek gazetemizin sahibinin siyasal faaliyetleri veya siyasi partisi hakkında bir övgü, yaltaklanma, yağlama, cilalama faaliyeti var mı? Yoksa gerektiği zaman kendi dünya görüşüm çerçevesinde küfre bulaşmamış, iki yakası bir arada eleştiriler mi var?

Pozitif değerlendirme ile yağcılığı, eleştiriyle küfrü ayırt etmekte zorlandığını defalarca kanıtlamış sayın bay başkanımın siyasi görüşüne bakmadan, koltuk sahibi her siyasetçi için muhatabının bile hayretten küçük dilini yuttuğu o müthiş ve “destansı” söylevleri ise arşivleri geçtim Ereğli basın camiasında yakın dönem hafıza kaybı yaşamamış tüm meslektaşlarımın hafızasındadır.

Devam edelim. Tüm gazetecilik kariyerim boyunca hiçbir kurum veya kişiyle ne yazılı ne sözlü “abonemiz ol, reklam ver, verirsen kral vermezsen gazeteci düşmanısın” tarzı bir diyalogum, iletişimim olmamıştır. Sayın Bay Başkanımız Necati Günay’ın tüm külliyatını geçtim, yumruklu “şakalaşmayla” biten tartışmamızın başlangıcında bile kendisinin aboneliğini kesen kurum hakkında celallenişi, mirastan pay alamayan haşin evladın “yakarım ulen sizi” feryadını bile bastıracak cinstendi.

Saymakla bitmez ama en fecisiyle noktalayalım. Yine gazetecilik hayatım boyunca “gazeteci” kimliğimi kullanarak hiçbir zaman çarşıda, pazarda, kafede, restoranda “indirimli” (sosyal haraç demek daha doğru) veya beleş çay, çorba, yemek peşinde olmadım. Ya da “ver Lefter’e yaz deftere” tarzı sosyal batakçılık oynamadım.

BUNLARI YAZMAK BANA DA ÇOK ACI VERİYOR. Ama iki nedenle yazmalıydım. Birincisi gazeteciliğin onurlu bir meslek olduğunun (en az diğer meslekler kadar) kişisel çıkarlara alet edilemeyeceğinin altını çizmek. İkincisi, “satılık” kelimesinin gerçek sahiplerini hatırlatmak.

Özetle Sayın Bay Başkan GAZETECİ KENDİNİ SATMAZ.  Satıyorsa zaten gazeteci değildir.

Kimin gazeteci olduğu, kimin kendisini sattığı hususunda da son söz okurlarımızındır.



YORUMLAR

Vatandas | 20 Temmuz 2020
Rahmetli babaannem derdi ki; Cahil ile etme sohbet küstürürsün Cam kırığıyla alma taharet kestirirsin.
Davut Doğru | 20 Temmuz 2020
Bu olayda tek hatanız saldırgan şahıstan şikayetçi olmamanızdır.
Taylan | 20 Temmuz 2020
artık arsızlığın tarifini yenilemek gerek..
godayva | 23 Temmuz 2020
aydın olmak için bir partiye, gruba vs taraftar olmanın yeter sebep olduğu karanlık bir ortama doğrudan ışık tutarsan, o ortamda bulunanların gözü kamaşıp çırpınmaya başlaması bu esnada çevreyi de kırıp dökmesi kaçınılmaz. Çok geçmiş olsun. Aslında bu olaylar gazeteci ile gazetede yazmanın aynı şey olmadığına dair.


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

EREĞLİ´DE, MÜŞTEREK BAHİS MAHFİLLERİ


Yazıya başlarken, başlıkta geçen ve yaşıtlarımızca bilinse bile bir çok okuyucumuzun daha önce duymamış olma ihtimalini ... Devamını oku >>

BENİM MESLEKTAŞLARIM İŞİNİ BİLİR


Türkiye siyasetinde marka olmuş isimler vardır. Marka isimlerin, markalaşmış ve neredeyse artık atasözüne, deyime dön&u... Devamını oku >>

TARİKAT HİKAYELERİ / “YOL DÜŞKÜNLÜĞÜ”


6 Eylül Pazar günü yapılan KPSS’ye Zonguldak’ta girecek olan bir çok Ereğlili giremedi. Kısaca en az bir ... Devamını oku >>

LİNGO LİNGO ŞİŞELER… KÖROLASI FEDERALLER


Bir aylık tatilin ardından Ereğli Belediye Meclisi Eylül ayı olağan toplantısını 2 Eylül Çarşamba günü ger&ccedi... Devamını oku >>

AHLAKİ ÇÜRÜME VE SOSYAL MESAFE


Yaklaşık sekiz aydır dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran küresel salgında hali hazırda ne önleyici bir aşı ne de kesin so... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

EREĞLİ´DE, MÜŞTEREK BAHİS MAHFİLLERİ
CEVABINI ARAYAN SORULAR…
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,6639
8,9160
459,57

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 20o

SON YORUMLAR